Günlüklerimiz
Küçükken tutardık onları. Hep bugün diye başlardık, o gün neler yaptıklarımızı anlatırdık tek tek. Her seferinde bugün diye başlardık da hiç sıkılmazdık. Başka türlü başlamayı da hiç akıl etmemiştik ki. Her zaman aynı başladığımızın farkında bile değildik, yemeğe çorbamıza tuz atarak başlamak gibiydi.
Ogünlerden sonra bugün sözcüğünü ne kadar kullandık? Hayatımız boyunca da günlüklerimizde kullandığımız kadar bile bugün demeyeceğiz belkide. Geçmişi özlüyoruz, geleceği düşlüyoruz. Bugünün payına düşense calışmak oluyor. Evet bugün sadece calışıyoruz.
Hani o carpe diem diye hepimizin bildiği iki kelimeyi bir de ben gündeme getireyim, ben de birşeyler yazayım diye bahsetmedim bugünden. Bugün , istanbulda son 71 yılın en sıcak gününü yaşadığımız için aklıma geldi. Dünyanın cehenneme yaklaştığı bir gün de bizim için değişen bir şey yoktu, calışıyorduk yine. Serin ofislerimizde calışıyorduk, önce elektriklerimiz kesildi ara ara. Ofislerimizi serinleten klimalarda dayanamamışlardı bu sıcağa daha fazla. Onlar aslında sandığımız gibi görevlerini yapmıyorlardı ki; sadece içeriyi serinletiyorlardı, dışarınısınsa canına okuyorlardı.
Günlüklerimiz demiştikya, o günlüklerin sayfalarının arasına ağaçlardan düşen bir yaprağı ya da kopardığımız bir çiçeği koyardık. Onlar sayfaların arasında kururdu, kururlardı ama kaybolmazlardı. Şimdi biz koparmadan kuruyorlar ve malesef kayboluyorlar.
4 Yıl
27 haziran 2003 , hayatımının dönüm noktalarından biriymiş. Aklıma bile gelmezdi, söyleseler inanmazdım deriz hani. Gerçekten söylendiğinde inanmamıştımda. Aradan geçen 4 yıl 27 Haziran 2007 nin o günden daha güzel olmasını sağladı.
Nice yıllara diyorum, bizim için. Keşke yanımda olsaydın, özledim seni.
Yazımın başlığı da sen koydun.
27 Haziran 2007 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder